Bir tarafta Yargıtay kararı, öbür tarafta kıyıları kiralayan yeni yönetmelik — Anayasal kıyı hakkımız uygulamada ne durumda?

-
Aa
+
a
a
a

Kültürel Miras ve Koruma: Kim İçin? Ne İçin?’de Asu Aksoy ve Burçin Altınsay, Göcek Kent Konseyi Halk Meclisi Başkanı Onur Ugan ve Avukat Bora Sarıca ile kıyılara serbest ve eşit erişim hakkını; ticari işletmelerin kıyı kullanımını sınırlandıran uygulamalarını, Yargıtay’ın emsal kararını ve kıyı alanlarına ilişkin yeni yönetmelik düzenlemesini ele alıyor.

""
Bir tarafta Yargıtay kararı, öbür tarafta kıyıları kiralayan yeni yönetmelik — Anayasal kıyı hakkımız uygulamada ne durumda?
 

Bir tarafta Yargıtay kararı, öbür tarafta kıyıları kiralayan yeni yönetmelik — Anayasal kıyı hakkımız uygulamada ne durumda?

podcast servisi: iTunes / RSS

'Kıyılarımızı serbest bir şekilde, herhangi bir engel veya mecburi ödeme gibi uygulamalarla karşılaşmadan halk olarak kullanabiliyor muyuz, ne durumdayız?' sorusunu konuklarımız Göcek Kent Konseyi Halk Meclisi Başkanı Onur Ugan ve çevre konularına yoğunlaşan avukat Bora Sarıca ile cevaplamaya çalışıyoruz. 

Malum yaz mevsimindeyiz ve Anayasal hakkımız olan kıyılardan serbest ve eşit bir şekilde yararlanma hakkımıza güvenerek denize girmek istiyoruz. Peki, bu mümkün oluyor mu?



Geçtiğimiz sene, Şubat 2025’te, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun almış olduğu bir emsal karar var. Buna göre, 'Kıyı alanını kullanan ticari işletmelerin halkın serbestçe kıyıları kullanmasını engellemeleri hukuka aykırıdır', 'Sahili şezlong kiralamadan kullanmak isteyeni engellemeye çalışmak kişiyi bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun kılma suçu teşkil eder', 'TCK 109. Maddesi'nin uygulanması koşullarını oluşturur'. Yargıtay kararının dayanağı, Anayasa’nın 43. Maddesi ve bu Madde'ye dayanan 3621 Sayılı Kıyı Kanunu. Anayasa ve Kıyı Kanunu'na göre, kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır ve erişim engellenemez. Biz de Yargıtay’ın almış olduğu bu kararı değerlendiriyor; gerçekten süreç erişim serbestiyeti sağlama yolunda ilerliyor mu, uygulamalar ne yönde olduğunu konuklarımıza soruyoruz.



Kıyılarımızda, çoğu yerde ticari işletme var ve bazen kıyının tümünü kapatmış olabiliyor ya da kıyının ufak bir alanı halkın kullanımı için bırakılıyor ve geri kalanı işletmenin müşterilerine ayrılıyor. Bu tür uygulamaların Kıyı Kanunu’na göre ve de Yargıtay kararına göre gayrı hukuki olması gerekir. Bu tür uygulamalara karşı denetlemeler yapılıyor mu?

Ele aldığımız bir diğer konu ise 9 Ağustos’ta yayınlanan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararı. Bakanlık, 2007 tarihli Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 81. Maddesi'ne bir fıkra ekledi. Maddenin başlığı: Kıyı ve sahil şeritlerinde yapılacak düzenlemeler. Bu eklenen maddenin ne anlama geldiğini konuklarımızla ele alıyoruz. 

Yapılan ek şöyle: “3621 sayılı Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ile onaylı imar planı hükümlerine uygun olarak düzenleme yapılması kaydıyla, Bakanlıkça uygun görülecek kıyı ve sahil şeritleri ve bu alanlar üzerinde yapılması zorunlu ticari üniteler; hasılat ve/veya gelirden pay alınması suretiyle, bu alanların bakım, onarım, güvenlik, temizlik ve benzeri işletme uygulamalarının yürütülmesini sağlamak amacıyla Bakanlığın merkez teşkilatına, döner sermaye işletmesi müdürlüğüne, bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların iştiraklerine düzenlenecek protokol ile kiraya verilebilir.” Konuklarımızla yönetmeliğe yapılan bu eklentinin ne anlama geldiğini konuşuyoruz. 

Bu konuda Apaçık Radyo programlarından olan Mücadele Atlası’nda 15 Ağustos Cumartesi günü Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı’ndan Sedat Yağcıoğlu ile yapılan yayın da dinlenebilir.