Bir Sonraki Seçim Son Seçimimiz Olabilir

Editörden
-
Aa
+
a
a
a

Donald Trump ara seçimleri sabote etmeye kararlı. Eğer bunu başarırsa, bizi kurtarabilecek tek şey ülke çapında bir grevdir.

""
Söyleyecek Söz Bulamamak / İllüstrasyon: Mr. Fish

Trump yönetimindeki Beyaz Saray, ara seçimlere hile karıştırmak ya da seçim sonuçlarını geçersiz kılmak için bir dizi mekanizmayı devreye soktu. Kongre bizi kurtarmayacak. Mahkemeler bizi kurtarmayacak. Seçimlere hile karıştırılması ya da seçimlerin çalınması hâlinde tek umudumuz, ülke çapında grevlerdir. Tek umudumuz, ticaretin ve devletin işleyiş mekanizmasını felce uğratmaktır; ancak bu militan direniş, devletin acımasız baskısıyla karşılaşacaktır.

Aksi takdirde mahvolacağız. Hiçbir çıkış yolu kalmayacak.

Trump yönetiminin savunduğu önlemler hayata geçirilirse, oy verme süreci üzerinde benzeri görülmemiş bir federal denetim kurmak içinolağanüstü hâl yetkilerine başvurulacak. Federal ajanlar seçim materyallerine el koyacak. Nitekim önceki seçimlere ait oy pusulalarına halihazırdael koydular.

ABD Posta Servisi, yalnızca eyaletlerin seçmen kütüklerinden oluşturulan ve federal makamlarca onaylanan uygunluk listelerindeyer alan kişilere oy pusulası gönderecek. Vatandaşlık kontrollerine tabi tutulacak bu listeler nedeniyle, yönetimin seçmen verilerine ilişkin taleplerinireddeden eyaletlerde seçim postası hizmetleri tamamenengellenecek.

Trump’ındesteklediği, on yıllık nüfus sayımları arasındaki dönemde gerçekleştirilenseçim çevrelerinin partizan biçimde yeniden çizilmesi, Demokratların elindeki seçim bölgelerini şimdiden ortadan kaldırdı ve Cumhuriyetçiler lehine yeni bölgeler oluşturdu.

Federal kimlik ve vatandaşlık belgesi zorunlulukları, gerekli belgelere erişimi olmayan düşük gelirli Amerikalılar ile mevcut soyadları vatandaşlık kayıtlarındaki soyadlarıyla uyuşmayan evli kadınlar da dâhil olmak üzere milyonlarca seçme hakkına sahip kişinin oy kullanmasını engelleyecek.

Kongrenin Eylül 2029’a kadar kullanılmak üzeretahsis ettiği 113,5 milyar dolarlık ek finansmanla desteklenen federal birlikler ile Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi (ICE), geleneksel olarak Demokrat Parti çoğunluğunun bulunduğu oy verme merkezlerine ya da bu merkezlerin yakınlarına konuşlandırılacak. “Kapitalizm karşıtı” ve “Hristiyanlık karşıtı” olarak damgalanan ya daantifa mensubu olmakla suçlanan kişiler sindirilecek veya oy kullanmaları engellenecek.

Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçi çoğunluk — oyların sonucundan bağımsız olarak — iktidarda kalmak için seçim sonuçlarını onaylama yetkisini kullanacak; Seçiciler Kurulu sistemini kendi lehine manipüle edecek ve muhalefetten yeni seçilen üyelerin göreve başlamasını engelleyecek.

Bu büyük çaplı seçim hilesinin denetimini ise Trump yönetiminin eyalet ve federal seçim kurumlarına yerleştirdiğisadık isimler üstlenecek.

2020 seçim sonuçlarını tersine çevirmeye çalışan ve 2024 seçimlerini kaybetmesi hâlinde sonucu kabul etmeyireddedeceğini söyleyen Trump, üçüncü kez başkanlık yapabilmek için Anayasa’ya meydan okuma fikri üzerinekafa yoruyor. Yaklaşan seçimleri iptal etme fikrini de gündeme getiren Trump, Reuters’aşöyle dedi: “Düşününce, aslında seçim bile yapmamamız gerek.”

Mayıs 2024’te başkanlık görev süresisona eren Volodimir Zelenski, savaş nedeniyle Ukrayna’da seçim yapılmayacağını Trump’a söylediğinde, Trumpşöyle yanıt verdi: “Yani diyorsunuz ki savaş sırasında seçim yapılamaz… O hâlde şunu söyleyeyim, üç buçuk yıl sonra, yani olur da biriyle savaşa girersek artık seçim yok mu? Aa, bu iyiymiş.”

Trump, Ocak ayında The New York Times’averdiği röportajda, 2020 seçimlerinin ardından Ulusal Muhafızlara oy verme makinelerine el koyma talimatı vermediği içinpişman olduğunu söyledi. Trump yalnızca — Demokratların Cumhuriyetçilere kıyasla daha yüksek oranda kullandığı — posta yoluyla oy verme yönteminiortadan kaldırmak istemiyor; seçim kurullarının sonuçları seçim gecesi açıklamasını mümkün kılan oy verme makineleri ile oy sayım cihazlarını da kaldırmak istiyor.

Trump, Temmuz ayında seçim hilelerine ilişkin ulusa sesleniş konuşmasında, seçimlerin “bilgisayar korsanlığına, istismara ve dış müdahaleye” karşı tehlikeli ölçüde savunmasız olduğunuöne sürerek federal müdahalenin zeminini hazırladı.

Bu saldırının temelleri onlarca yıldır atılıyor. Trump’la başlamadı.

Hristiyan milliyetçi hareketi ve onun bünyesinde barındırdığı faşizm tehlikesi konusunda, American Fascists: The Christian Right and the War on America“ (Amerikan Faşistleri: Hristiyan Sağ ve Amerika’ya Karşı Savaş) adlı kitabımda uyarıda bulunmuştum. Bu Hristiyan faşistler açık toplumun düşmanlarıdır. Toplumun çok geniş kesimlerini seçme hakkından mahrum bırakmayı, sanayi üzerindeki düzenlemelerin kaldırılmasını ve kamu eğitimi, kamu sağlığı programları ve tüketicinin korunması da dâhil olmak üzere tüm sosyal hizmetlerin ortadan kaldırılmasını istiyorlar. Onlara göre federal hükümetin yerine getirmesi gereken yegâne görevler vergi toplamak, savaşmak ve iç güvenliği sağlamaktır.

Bu hedefler,Project 2025’te insanı uyuşturan teknik ayrıntılarla ortaya konuyor.

İktidar — bütün diktatörlüklerde olduğu gibi — kalıcı hâle getirilecek. Sistem, Trump’ın yeniden başkanlığa dönmesinden sonraki ilk yılında kripto para girişimlerinden en az 2,3 milyar dolar kazanan Trump ve ailesinin yakın çevresini zenginleştirecek şekilde yapılandırılacak. Milyarderler sınıfı ile şirketler çok az gelir vergisi ödemeye ya da hiç ödememeye devam edecek. Yurttaşları sömürürken ve yeryüzünü kirletip zehirlerken üzerlerinde hiçbir dış sınırlama ya da denetim bulunmayacak.

Geri kalan bizler isesürekli devlet gözetimi altında, hukuki başvuru yollarından mahrum bırakılarak serf statüsüne indirgeneceğiz.

Muhalefetsuç sayılacak. Medya, diktatörlüğün biryankı odasına dönüşecek. Anaokulundan lisansüstü eğitime kadar eğitim, ideolojik telkine indirgenecek. Kültür ise en düşük ortak paydaya, duygusal bir kiçe indirgenecek. Hristiyanlığa ait motifler, ikonografi ve semboller; beyaz üstünlüğünü, kapitalizmi, bitmek bilmeyen savaşları ve imparatorluğu kutsallaştırmak için kullanılacak, toplumun kıyısında kalanlar ise şeytanlaştırılacak.

Trump’a mutlak iktidar zaten teslim edildi. 2024’te Yüksek Mahkeme, Trump’a “kesin ve münhasır” anayasal yetkisi kapsamındaki eylemleri nedeniyle yargılanmaya karşıdokunulmazlık tanıdı. Yargıç Sonia Sotomayor, karşı oy yazısında mahkemenin kararı sonucunda “[b]aşkanın resmî yetkisini kullandığı her durumda artık hukukun üzerinde bir kral olduğunu”belirtti.

Trump ve Silikon Vadisi’ndekidestekçileri, ABD tarihinde benzeri görülmemiş ölçekteki yolsuzluklarının ve demokrasiye duydukları küçümsemenin, iktidarı kaybetmeleri hâlinde kendilerini savunmasız bırakacağının son derece farkındalar. Anayasa ihlalleri ne kadar ağır olursa olsun, bunun gerçekleşmesine izin vermeye hiç niyetleri yok. Demokrasinin geriye kalan son izlerini de ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. PayPal ve Palantir’in kurucu ortaklarından Peter Thiel’in 2009’da yazdığı gibi, “özgürlük ile demokrasinin” “birbiriyle bağdaşmadığına” inanıyorlar.

Thiel,devletin vergi,sağlık vekolluk kuvvetleri kayıtlarından elde edilen tüm bilgilerimizi topluyor. Bu bilgiler, devlet denetimi ve kâr amacıyla kullanılabilecek veri tabanlarına aktarılıyor. Thiel ve çevresindeki teknokrat milyarderler, 16 yıl öncetasavvur ettiği gündemi hayata geçiriyor: teknolojiyi “siyasetin alternatifi” hâline getirmek.

Mark Medish ve Joel McCleary, yaklaşan seçimleri ele aldıklarıThe Spectator’daki “Dancing in the Dark” yazı dizisindeşöyle yazıyor: “Popülistlere MAGA’nın anti-woke ilahi kitabı düşüyor,”

Bulutun efendileri ihaleleri ve kuralsızlaştırmayı elde ediyor; Başkan ise övgüyü, parayı, düşmanlarını yok edecek araçları ve medyanın tüm biçimleri üzerinde hâkimiyeti elde ediyor. Ortakların her biri, diğerlerini kurnazca kullandığına inanıyor. Hepsinin bu kasım ayını atlatabilmek ve iktidarlarını daha da pekiştirebilmek için bu evliliğin sürmesine ihtiyacı var.

FBI ajanları, Georgia’da 2020 seçimlerine ait orijinal oy pusulalarına, oy pusulası görüntülerine ve seçmen kütüklerine el koydu. Adalet Bakanlığı ise Michigan’da 2024 seçimlerine ait oy pusulalarına el koydu. Medish ve McCleary’nin de dikkat çektiği üzere, California’nın Riverside County bölgesinin şerifiChad Bianco, Mart ayında “bu seçim döneminde aynı yöntemi yarım düzine bölgede de tekrarlamak üzere örgütlenen yerel bir ‘seçim bütünlüğü’ grubunun şikâyeti üzerine yaklaşık 650 bin oy pusulasına el koydu.”

Bunun, Kasım ayında oy pusulalarına ülke çapında yaygın biçimde el konulmasının bir habercisi olacağını düşünüyorum.

Medish ve McCleary’nin belirttiği üzere, “ülkeye yönelik bir saldırı durumunda kullanılmak üzere önceden hazırlanmış olağanüstü hâl emirleri” olan Başkanlık Acil Eylem Belgeleri (PEAD’ler), “zorunluluk gereği yürürlükteki hukuka dönüşmek için yalnızca bir karar ve imza” bekliyor; bu da Trump’a ülke içindeki bir kriz sırasında sivil özgürlükleri tek taraflı olarak askıya alma yetkisi veriyor.

İlk kez Başkan Dwight Eisenhower döneminde oluşturulan bu gizli talimatlar, sonraki yönetimler döneminde belirli aralıklarlagözden geçirilip genişletildi.

Medish ve McCleary şöyle devam ediyor: “Son güvenilir sayıma göre en az elli altı tane PEAD bulunuyor. Bunların hiçbiri yayınlanmadı, sızdırılmadı, yürürlüğe konmadı, Kongre tarafından incelenmedi ya da herhangi bir mahkemede sınanmadı. Bildirildiğine göre kapsamlarında habeas corpus* güvencesinin askıya alınması, sıkıyönetim, sansür, ‘tehlikeli kabul edilen’ yurttaşların gözaltına alınması [ve] mülklere el konulması yer alıyor.”

Hükümetin yasama ve yargı organlarının güçsüzlüğü ile Adalet Bakanlığı ve İç Güvenlik Bakanlığı da dâhil olmak üzere federal kurumların Trump’ın Beyaz Saray’ının uzantılarına dönüştürülmesi, bu kurumları güvenilmez hâle getiriyor.

Bizi ancak biz kurtarabiliriz.

Bu, ülkenin işleyişini durdurmak anlamına geliyor.

Milyonlarca insan sokağa çıkmaya hazır olmalı; aksi takdirde faşizmin demir kapıları üzerimize kapanacak.


* Habeas corpus: Bir kişinin gözaltı veya tutukluluğunun hukuka uygunluğunu mahkeme önünde sorgulama hakkını güvence altına alan temel hukuk ilkesi. Devlet, kişinin hangi hukuki gerekçeyle özgürlüğünden mahrum bırakıldığını mahkemeye açıklamak zorundadır.


* Chris Hedges'ın 'The Next Election May be Our Last' adlı makalesi Nil Kayarlar Sarrafoğlu tarafından çevrilmiştir.