Yer Yüzleri'nde Kayıt Arşivi
Podcast kanalları ve üyeliği hakkında daha detaylı bilgi almak için tıklayın.
Aşırı sağcı AfD’nin Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerini birinci parti olarak tamamladığı bu kritik haftada, Berlin’den konuğumuz sosyal coğrafyacı Doç. Dr. Sezai Ozan Zeybek ile göçmen temsilleri üzerinden Almanya’ya bakıyoruz. Yaklaşık 10 yıldır Berlin’de yaşayan ve kendisini Türkiye’den Almanya’ya giden “new wave” göçmenlerden biri olarak konumlandıran Zeybek, içeriden ama aynı zamanda dışarıdan bakan bir göçmen olarak Almanya’yı nasıl gördüğünü dile getiriyor.

Almanya’da Göçmen Temsilleri
İklim krizinin en görünür sahnesi artık kentler: aşırı sıcaklar, seller, kuraklık ve yangınlar şehirlerin nasıl planlanıp yönetildiğini yeniden sorgulatıyor. Ama bu yükü herkes aynı şekilde taşımıyor. Yaşadığımız mahalle ve erişebildiğimiz kaynaklar, krize karşı ne kadar kırılgan olacağımızı belirliyor. Bu yüzden "iklim dirençli kentler" küresel iklim gündeminin önemli başlıklarından biri haline geldi.
Biz de bu konuyu konuğumuz Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği genel sekreter yardımcısı Doç. Dr. Dalya Hazar ile 9-20 Kasım 2026'da Antalya'da düzenlenecek COP31 ekseninde ele alıyoruz.

COP31’e Doğru İklim Dirençli Kentler
17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 sene geçti. Biz de Türkiye’de depremleri nasıl hatırladığımızı ve bu hafızayı gelecek kuşaklara aktarmanın önemini konuşuyoruz. Konuğumuz, McGill Üniversitesi Peter Guo-hua Fu Mimarlık Okulu öğretim üyesi İpek Türeli.
Mekânsal Adaletin Mimarileri (Architectures of Spatial Justice) Programı’nda Türkiye Deprem Hafızası Projesi’ni birçok farklı disiplinden gelen bir ekiple yürüten Türeli ile projenin nasıl ortaya çıktığını, hangi yöntemlerle ilerlediğini ve yaşayan bir arşive dönüşmesi için neler yaptıklarını konuşuyoruz.
Afetlerin ardından sözlü tarih ve arşiv çalışmalarıyla oluşturulan toplumsal hafıza, yaşanan travmalarla baş etmemize, geçmişin deneyimlerini geleceğe aktarmamıza ve afetlere daha hazırlıklı olmamıza nasıl yardımcı olabilir?

Depremi Hatırlamak: Geçmişten geleceğe toplumsal hafıza
20. yüzyıl başlarında İstanbul’un önemli ticaret hanlarından biri olan Ömer Abed Hanı’nın arşivinden yola çıkarak bir iş hanının bize dönemin ticari ilişkileri, toplumsal ağları ve mekânın kullanım biçimleri hakkında neler anlatabileceğini konuşuyor; Salt Araştırma’nın dijital koleksiyonunda yer alan arşivin yanı sıra, hanın banisi ve II. Abdülhamid’in Mabeyn Kâtibi İzzet Holo Paşa’nın yıllar sonra ortaya çıkan günlüklerinden hareketle, farklı arşiv malzemelerinin birbirini nasıl tamamlayabileceğini de ele alıyoruz.
Konuğumuz sanat tarihçisi ve arşiv uzmanı Nurtaç Buluç. Kendisi aynı zamanda Mustafa Ergül’le birlikte, kentin seramik ve mozaik panolarını, rölyeflerini belgeleyerek bir kent hafızası arşivi oluşturan Şehrin Panoları projesini yürütüyor.

Arşivin Hafızası: Ömer Abed Han
Bu hafta Yer Yüzleri’nde dünyanın en büyük canlı müzik etkinliklerinden Eurovision’a, şarkılar ve puanlar üzerinden değil sahnede kurduğu Avrupa imgesi üzerinden bakıyoruz. Konuğumuz Dr. Can Merdan Doğan, “Ulusal Bayraklar ile Gökkuşağı Bayrağı Arasında: 2000’li Yıllarda Eurovision Şarkı Yarışması’nda LGBT+ Temsillerinin Sahnelenmesi” başlıklı doktora tezinden yola çıkarak Eurovision sahnesindeki LGBT+ temsiller üzerinden Avrupa’yı ve Avrupalılık fikrini tartışıyor.
Eurovision yani “Avrupa vizyonu” ne? Camp estetiğin, abartının ve teatralliğin hüküm sürdüğü Eurovizyon sahnesinde nasıl bir Avrupalılık ve LGBT temsili kuruluyor? Eurovision, ulusal kimliklerin ötesinde bir kuir imkanı barındırıyor mu?

Eurovision yani “Avrupa vizyonu” ne?
Kente ağlar ve ilişkiler üzerinden bakıyor; su ve ulaşım altyapılarından ticaret yollarına, dijital bağlantılardan gündelik karşılaşmalara kadar kentin nasıl birbirine bağlı sayısız ilişki sayesinde işlediğini konuşuyoruz.
Modern şehircilikten günümüz sosyal bilimlerine uzanan bu yolculukta, kentin neden yalnızca mekânlardan değil, akışlardan ve bağlantılardan oluşan canlı bir sistem olduğunu birlikte keşfediyoruz.

Şehir Çalışmalarına Ağlar Üzerinden Yaklaşmak
Konuğumuz Bilgi Üniversitesi öğretim görevlisi Ebru Thwaites Diken ile Ti West'in Pearl filmini konuşuyor; ışıltılı büyük kent hayallerine rağmen Texas'taki çiftlik evinde sıkışıp kalan Pearl'ün hikâyesi üzerinden, korku sinemasında kadın, mekân ve öfke arasındaki ilişkiyi tartışıyoruz.
Canavarlaşmış bir kız evlada dönüşen Pearl'ün öfkesi, feminist bir politik kurtuluş biçimine evrilebilir mi? Bu sorudan yola çıkan Thwaites Diken, korku janrında mekânın, kadın öznelliğini ve şiddeti biçimlendiren bir unsur olarak nasıl işlediğini ele alıyor.

Pearl'ün Öfkesi
Konuğumuz Açık Alan Derneği girişimi olan Derin Yoksulluk Ağı'nın Araştırma ve Savunu Koordinatörü Önder Uçar ile geçtiğimiz hafta yayımlanan "Derin Yoksulluk Koşullarında Barınma ve Yaşam Araştırması" raporundan hareketle barınma hakkını, derin yoksulluğu ve hak temelli sosyal politikaları ele alıyoruz.

Derin Yoksulluk Koşullarında Barınma ve Yaşam
Konuğumuz mimar, sanatçı ve aynı zamanda kaykaycı Sinan Logie ile kaykay altkültürünün tarihini, kaykaycıların kentle kurduğu bedensel ilişkiyi ve kentteki sınırların hareket aracılığıyla nasıl yeniden yorumlandığını konuşuyoruz.
Kaykay altkültürünün gelişimi yalnızca bir sporun tarihi değil; aynı zamanda kent mekânını yeniden kullanmanın, gençlik kültürünün, müziğin, modanın ve sanatın iç içe geçtiği bir karşı-kültürün hikâyesi. Kent tasarımcılarının oturmak, yürümek ya da yalnızca geçip gitmek için tasarladığı merdivenler, korkuluklar, banklar ve meydanlar, kaykaycıların performanslarıyla bir sahneye dönüşüyor. Kaykaycıların gözünden kent, artık yalnızca içinde yaşanan bir mekân değil; okunacak, dönüştürülecek ve yeniden icat edilecek bir oyun alanı oluveriyor.

Kaykay Altkültürü: Kenti yeniden okumak
Modernist şehircilik anlayışının uzun süre geri planda bıraktığı sokak, bugün yeniden kent çalışmalarının en ilgi çekici kavramlarından biri hâline gelmiş durumda. Çünkü sokak, yalnızca insanların gelip geçtiği fiziksel bir mekân değil; gündelik yaşamın, kamusal etkileşimin ve toplumsal ilişkilerin şekillendiği dinamik bir alan. Bu nedenle son yıllarda özellikle mikro kent tarihçiliği, yerel bellek çalışmaları ve ilişkisel kent yaklaşımları içinde giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu programda da sokağı, kentin fiziksel dokusunun ötesine geçen; kentin toplumsal, kültürel ve tarihsel katmanlarını anlamaya imkân veren çok yönlü bir araştırma alanı olarak birlikte ele alacağız.

Kente Sokaktan Bakmak
