Dönemler Arası: Kanonlar ve Karşı Sesler Kayıt Arşivi
Podcast kanalları ve üyeliği hakkında daha detaylı bilgi almak için tıklayın.
Dr. Çisel Karacebe’ye emanet ettiğimiz bu bölümde, sosyal bilimlerde alışık olduğumuz araştırma yöntemlerinin dışına çıkarak fotoğraflarla yapılan görüşmelerden, katılımcıların kendi çevrelerini fotoğrafladığı çalışmalardan ve kent yürüyüşlerinden ortaya çıkan duyusal araştırmalardan söz ediyor; görmenin bilgi üzerindeki hakimiyetini biraz kenara çekip araştırmanın sesine, kokusuna, tadına ve yürüdüğümüz yollara bakıyoruz.

Kenti Başka Duyularla Araştırmak: Görmenin Ötesinde Sosyal Bilimler
Konuklarımız heykeltıraş Emin Çelik ve Marmara Üniversitesi Heykel bölümü öğretim üyesi ve heykeltıraş Doç. Ömer Emre Yavuz ile sanat eğitimini kanonlar ve ikilikler üzerinden tartışmaya açıyor; teorik bir zeminden yola çıkarak yerleşik kabullerin nasıl kurulduğuna ve sanat eğitiminin değişen, dönüşen yapısına göz atıyoruz.

Kanonlar ve İkilikler Üzerinden Sanat Eğitimi
Hatimet’in Dr. Çisel Karacebe’ye emanet ettiği bu bölümün konusu, Peter Cusack’ın bir radyo projesi olarak başlayan Favourite Sounds Project’inden Jana Winderen’in insan kulağının erişemediği ses dünyaları olacak.
Geçen hafta konuğu olan ve bu hafta için bölümün konuşmasını üstlenen Çisel, hangi sesleri önemli, sevilen ya da kayda değer bulduğumuzu; sesin hafıza, duyular ve kent yaşamıyla ilişkisini konuşacak.
Yarasaların ekolokasyonundan Steven Feld’in akustemoloji kavramına bakıp, bölüm sonunda sualtı seslerini dinlerken şu sorunun peşine düşelim; Biz duymuyorsak bir ses gerçekten yok mudur?

Kulağın Önyargıları, Sevilen Sesler ve Duyamadığımız Dünyalar
Konuğumuz sosyolog Dr. Çisel Karacebe ile ses işleri ve doktora çalışmasından yola çıkarak kentteki sesleri, gürültüyü ve müzikle gürültü arasındaki sınırları konuşuyor; sesin kendisine, onu dinleme ve kaydetme biçimlerimize, gündelik hayatın içindeki seslere dikkat kesilmenin ne anlama gelebileceğini örneklerle birlikte düşünüyoruz.

Ses, Gürültü ve Kentin Gündelik Ritmi
Konuğumuz Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu çevirmen Dilara Erdem ile Ocean Vuong’un romanı neden bir yolculuktan çok bir arayış olarak gördüğünü konuşuyor; reddettiği olay örgüsünün okuru bir sona sürükleyen yapısını neden yapay bulduğunu, bunun yerine gündelik hayatın, yan hikâyelerin ve kırılgan karakterlerin romanın asıl merkezini nasıl oluşturduğunu Mutluluk İmparatoru kitabı üzerinden düşünüyoruz.

Edebiyat bizi hep bildiğimiz yollardan mı yürütmeli?
Caravaggio ve Bernini’nin resim ve heykellerinden yola çıkarak Barok müziğe, Floransa Camerata’sından operanın doğuşuna, Monteverdi’nin söz ile müzik arasındaki ilişkiye getirdiği yeniliklerden Bach’ın çok sesli yapısına uzanıyoruz.
Adorno ve Deleuze üzerinden Barok kavramına eleştirel bir bakış getirerek dönemleri tanımlamak için kullandığımız etiketlerin ne ölçüde sonradan kurulduğunu, Caccini ve Strozzi gibi isimlerin neden kanonun dışında kaldığını ve Barok’un “karşı seslerinin” nerede aranabileceğini tartışıyoruz.

Barok’un Hareketli ve Dramatik Dünyası
Konuğumuz sanat tarihçisi ve çevirmen Dr. Tüles Üresin ile Maniyerizmin tuhaf, zarif ve huzursuz dünyasını konuşuyor; Rönesans’ın yerleşmiş güzellik ve temsil anlayışının nasıl esnetildiğini ve Rönesans kanonuna bir karşı ses olup olmadığını; Barok’a uzanan yolu nasıl açtığını inceliyoruz.

Maniyerizmin tuhaf, zarif ve huzursuz dünyası
Bu hafta Dönemler Arası: Kanonlar ve Karşı Sesler'de Doç. Dr. Zeynep Bilge'yi konuk ediyoruz. Rönesans'ın görme ve duyma biçimlerini, perspektif ile tonalite arasındaki ilişkiyi ve William Shakespeare'nin oyunlarında müziğin nasıl güçlü bir anlatı aracına dönüştüğünü konuşuyoruz.

Shakespeare'de Müzik, Perspektif ve Rönesans'ın Duyu Dünyası
Kanonlar ve Karşı Sesler’in bu haftaki bölümünde sanat tarihçisi konuğum Nurdan Yıldırım ile II. Dünya Savaşı sonrasında sanatın merkezinin Paris’ten Amerika’ya kayma sürecini, dönemin sosyo-politik ve ekonomik dinamikleriyle birlikte ele aldık. Amerikan soyut dışavurumculuğunun yükselişini ve bu akımın arkasındaki CIA ile MoMA gibi kurumların oynadığı ideolojik rolleri, kültürel hegemonya savaşı bağlamında tartıştık.

Sanat, İktidar ve Soğuk Savaş
Perspektifin yalnızca teknik bir keşif değil, Rönesans’ın dünyayı algılama biçimini yansıtan kültürel bir bakış olduğunu ele alırken; ölçü, uyum ve oran üzerine kurulu bu düzenin içinde; Bosch’un tekinsiz dünyası ve Parmigianino’nun bozulan formları üzerinden, her kanonun kendi çatlaklarını ve karşı seslerini de yarattığına değiniyoruz.

Perspektif, Kanon ve Karşı Sesler
