Evrimsel biyoloji ve kuş bilimi uzmanı Utku Perktaş, İnsan Çağı’nın getirdiği altıncı kitlesel yokoluşu geçmişten geleceğe irdelerken, biyoçeşitlilik perspektifinden yakın gelecek için çıkarımlarda bulunmak için uzmanlarla bir araya geliyor.
Antroposen Sohbetler
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, Ela Demiral ile Rothschild ailesinin kuşlu porselenlerinden doğa tarihi müzelerindeki bilimsel koleksiyonlara uzanarak kuşun sanat, sınıf, statü, koleksiyonculuk ve bilimle kurduğu ilişkiyi ele alıyor.
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, Gündüz Vassaf'ın "Gündelik Hayat Felsefesi: Şimdiye Övgü" kitabından hareketle alışkanlıkların görünmez sınırlarını, şimdide kalmayı, belirsizlik ve özgürlük ilişkisini; insanın diğer canlılarla ve gezegenle kurduğu bağı ele alıyor.
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, Daron Acemoğlu ve James Robinson’ın geliştirdiği 'Dar Koridor' yaklaşımından hareket ile biyoçeşitlilik, denge, kamusal kapasite ve toplumsal denetim arasındaki ilişkiyi ele alıyor; ayrıca 2022’de Daron Acemoğlu ile gerçekleştirdiği söyleşiye dönerek, o programda kendisine yönelttiği “Dar Koridor yaklaşımı biyoçeşitliliğe uyarlanabilir mi?” sorusunu yeniden gündeme getiriyor.
Antroposen Sohbetler’de Utku Perktaş, siyaset bilimci Aybars Yanık ile "Zalimin Zulmü Varsa: Popüler Kültür ve Siyaset" kitabından hareketle popülizmi; temsil krizi, toplumsal kırılganlıklar, daralan siyasal alan ve yurttaşların karar alma süreçlerinden dışlanması üzerinden ele alıyor.
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, editör, yazar ve Apaçık Radyo programcısı Mesut Varlık ile dil, doğa ve hafıza arasındaki ilişkiyi konuşuyor; doğayı kaybettikçe dilin nasıl yoksullaştığını, edebiyatın kaybolan dünyaları nasıl yeniden çağırabildiğini ve değişen dünyanın yeni bir dili nasıl şekillendirdiğini ele alıyor.
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, iktisatçı-yazar Mahfi Eğilmez ile iklim krizinin ekonomik boyutunu, büyüme anlayışını, karbon fiyatlandırmasını, yeşil dönüşümün maliyetlerini ve gezegenin sınırları içinde sürdürülebilir bir ekonomik düzenin mümkün olup olmadığını ele alıyor.
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, Prof. Dr. Tayfun Atay ile insanın enerjiyi evcilleştirme serüvenini; fosil yakıtlar, iklim krizi, hız, zaman ve insanın doğayla kurduğu sorunlu ilişki üzerinden ele alırken, insanlık tarihini bir "evcilleştirmeler tarihi" olarak yeniden düşünmeye davet ediyor.
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, Prof. Dr. İsmail Gezgin’le "Sanatın Mitolojisi" kitabından hareketle ilk sanat örneklerini, mitlerin doğuşunu, Gılgamış’ın ölümsüzlük arayışını ve inancın toplumsal hayatı nasıl biçimlendirdiğini ele alıyor.
Evrim teorisi, erkeksiz üreyen türlerin hızla yok olması gerektiğini söyler. Meksika'nın ılık akarsularında yüzen küçük bir balık ise bu kehanete kulak asmadan yüz bin yıldır yaşamaya devam ediyor.
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, Ankara'da Dante'nin kurucu ve işletmecisi Fatma Ece Demir ile ekmekten yola çıkarak şehirlerin hafızasını, ekşi mayanın yaşayan kültürünü, kadın emeğini ve sürdürülebilirliği konuşuyor; Ankara'daki Esat Hal'in dönüşümü üzerinden bir yapının yalnızca restore edilmesini değil, toplumsal belleği yaşatan bir buluşma mekânına dönüşmesini de ele alıyor.
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, Harvard Üniversitesi'nden Açık Bilinç programcısı Güven Güzeldere ile yapay zekâ çağında fikrin sahipliğini, öğrenmenin ne anlama geldiğini, düşünceyi temsil etmek ile düşünmeden temsil etmek arasındaki ayrımı ve akademinin karşı karşıya olduğu yeni etik sorunları tartışıyor.
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, Prof. Dr. Tayfun Atay ile yeniden bir araya gelerek ve "Şempanzelerden Peygamberlere" kitabından hareketle, insanın biyokültürel yapısını, anlam arayışını, doğayla ilişkisini ve Antroposen çağında yeniden düşünmemiz gereken sorumlulukları konuşuyor.
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, 5 Haziran Dünya Çevre Günü vesilesiyle, “türlerin demokrasisi” kavramından hareketle doğayla kurduğumuz ilişkiyi; çevre krizini yalnızca bir alarm ya da sinyal olarak değil, insan-merkezci bakışın sınırlarını görünür kılan daha derin bir mesele olarak ele almaya çalışıyor.
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, kitapların ve kütüphanelerin binlerce yıllık tarihinden yola çıkarak okumanın insan beynindeki evrimsel kökenlerini, dikkat ve merakla ilişkisini, kitapların zihinsel ve fizyolojik etkilerini; kültürel sermaye, örüntü tanıma ve modern çağda odaklanmanın önemini konuşuyor.
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, antropolog Tayfun Atay ile yeni kitabı "Şempanzelerden Peygamberlere"den yola çıkarak insanın biyolojik ve kültürel doğasını, antropolojinin “öteki”yle kurduğu ilişkiyi ve Antroposen çağında insan-merkezci düşüncenin yarattığı ekolojik kırılmaları ele alıyor.
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, çöken bir yol görüntüsünden yola çıkarak Antroposen’i bir kırılganlıklar çağı olarak ele alıyor; eriyen buzullar, azalan kuşlar, geri dönen kurtlar, Çernobil’in kırk yıl sonra hâlâ süren etkileri ve ısınan okyanuslar eşliğinde şu sorunun izini sürüyor: “Çatlayan yolun altında yalnızca çöken toprak mı var, yoksa insanın doğayla kurduğu ilişkinin derin kırılganlığı mı?”
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, akbabaların ekosistemdeki temizlik rolünden yola çıkarak ağaçkakanların habitat oluşturan “mimar” rolü ve böcekçil kuşların ekolojik dengeyi sağlayan etkisi üzerinden kuşların doğadaki işlevsel çeşitliliği ele alıyor; kuşların yalnızca estetik değil, ekosistemlerin işleyişini sürdüren temel aktörler olduğu vurguluyor.
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, Londra SOAS'dan Ela Demiral ile Olafur Eliasson’un 'Little Sun' projesinden yola çıkarak, enerjiye erişim, iklim krizi ve ekolojik adalet arasındaki ilişkiyi ele alıyor; sanatın yalnızca estetik değil, aynı zamanda deneyimsel ve dönüştürücü bir alan olarak nasıl işlediğini tartışıyor.
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş, Hindistan’da yaşanan çarpıcı bir ekolojik çöküş hikâyesinden yola çıkarak kuşların gezegenimiz için kritik rolünü ele alıyor ve biyoçeşitlilik kaybı ve iklim krizine değiniyor.
Antroposen Sohbetler’de Utku Perktaş, Adrian Woolfson’ın "On the Future of Species - Authoring Life by Means of Artificial Biological Intelligence" kitabındaki yaklaşımından yola çıkarak yaşamın bir “kod” olarak yeniden yazılabilirliğini tartışırken, biyosemiyotik perspektifle şu soruyu soruyor: Yaşam yalnızca işleyen bir sistem mi, yoksa aynı zamanda anlam üreten bir süreç mi?




















