Apaçık Radyo
Türkiye’nin yarım asrı aşan en ağır meselelerinden birinde silahların susması ve siyasetin önünün açılması için Çerçeve Yasa önemli bir eşik; ancak asıl tartışma, bu eşiğin nereye açıldığı.
Enerji dönüşümü yalnızca kömürün yerine güneşi, petrolün yerine rüzgârı koymak değildir; enerjinin kimin için, kim tarafından ve hangi bedelle üretildiğidir. Ormanları kesen, yaşam alanlarını gasp eden, yerel halkı karar süreçlerinden dışlayan bir yatırımın adının “yeşil” olması onu adil kılmaz.
Orman yangınlarını hâlâ tek tek söndürülmesi gereken afetler olarak görüyoruz. Oysa artık karşımızda iklim krizinin beslediği; kendi havasını, rüzgârını ve davranışını üreten yeni bir yangın rejimi var. Bu yeni çağ, bambaşka bir yangın aklını zorunlu kılıyor.
Türkiye'nin bağımsız medya kuruluşlarından Açık Radyo'nun, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından karasal yayın lisansının iptal edilmesiyle başlayan hukuki süreçte yeni bir aşamaya geçildi.
Hukukun zayıfladığı, kurumların işlevini yitirdiği dönemlerde değişim; yalnızca haklı olmanın değil, örgütlü olmanın da sınavından geçer. Tarih gösteriyor ki kalıcı dönüşümler, öfkeden çok dayanışmayı, demokratik mücadeleyi ve ortak aklı sürdürebilen toplumlardan doğar.
Doğayla teknolojiyi birbirine düşman olarak düşünmek, sanayi devriminden de eski bir alışkanlık.
Bir zamanlar geleceğin sorunu olarak görülen iklim krizi, artık her gün yeni can kayıplarıyla, yanan ormanlarla ve çöken altyapılarla bugünün gerçeği olarak karşımızda.
İfade özgürlüğü, yalnızca konuşabilme hakkı değil; farklı düşüncelerin, sanatın, mizahın ve yaşam biçimlerinin korkusuzca var olabilmesinin güvencesidir. Bir toplum, eleştiriye, mizaha ya da farklı kimliklere tahammül edemediği ölçüde özgürlüğünü değil, kendi geleceğini de daraltır.
Aşırı sıcaklar artık yalnızca bir hava olayı değil; iklim krizinin, eşitsizliklerin ve siyasi tercihlerin en görünür yüzü. Rekor sıcaklıklar konferansları iptal ederken, kentleri yaşanmaz hâle getiriyor ve binlerce insanın yaşamını tehdit ediyor.
Dünya Kupaları uzun zamandır yalnızca futbolla anılmıyor; savaşların, siyasetin ve ekonomik çıkarların gölgesinde şekilleniyor. 2026 Dünya Kupası ise bunlara yeni bir başlık ekliyor: İklim krizi.
Yemen’de insanlar aşırı sıcaklarla mücadele ediyor, Alpler’de köyler eriyen buzulların tehdidi altında kalıyor, bilim insanları ise okyanuslardaki yaşamın büyük bölümünün yok olabileceği konusunda uyarıyor.






























